Michael Hardt: Erdoğan düşmanlar yaratıyor

Siyaset felsefecisi ve teorisyen Michael Hardt, “Erdoğan düşmanlar yaratıyor. Bu kırılgan ve tehlikeli bir siyaset. Bir anda çökebilir” analizini yapıyor.

Duke Üniversitesi hocalarından Mıchael Hardt Boğaziçi Üniversitesi’nin konuğu olarak geldiği İstanbul’da İMC TV’ye konuştu.

Türkiye’de, Antonio Negri’yle yazdığı ‘İmparatorluk’ ve ‘Çokluk’ kitaplarıyla bilinen Hardt, Gezi olaylarından Kürt sorununa Okmeydanı’nda yaşanan polis şiddetinden Soma’daki tokat olayına kadar çeşitli değerlendirmelerde bulundu.

Candan Yıldız’ın Hardt ile yaptığı söyleşinin öne çıkan başlıkları şöyle:

Artan polis şiddeti ve Okmeydanı’nda iki kişinin hayatına mal olan olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Polisin, hükümetin sorumluluğu şiddeti geriletmektir. Oysa hükümetin ve polisin şiddetin artmasından sorumlu olduğu görülüyor. Bu sadece daha fazla felakete yol açar. Sorumsuzca gerçek mermi kullanıldığı görülüyor. Sonuçta göstericiler de kendilerini savunacak yöntemler bulma zorunluluğuyla karşı karşıya kalıyor. Bu, sorumluluğunu hükümetin taşıdığı korkunç bir durum. Bu şekilde şiddeti artırarak polisi de tehlikeye atıyorlar.

Başbakan’ın Soma olaylarındaki tutumunu nasıl buluyorsunuz?

Bir ülkenin politika sahnesinde ne olup bittiğini bir yabancı anlayamaz. Ama dışarıdan bakıldığında, son bir yılda, Gezi’den beri yaşananlar, Erdoğan’ın politikalarının delindiğini, kırılganlaştığını gösteriyor diye düşünüyorum. Erdoğan düşmanlar yaratıyor. Protestocuların haklı taleplerine ilişkin bir uzlaşmaya gidilmedi. Hepsinin terörist, düşman olduğu söyleniyor. Bu, bir “düşman yaratma” politikası. Tokat, daha geniş bir politikanın, düşman yaratarak yönetme politikasının göstergesi gibi görünüyor. Dışarıdan güçlü gibi görünen bir hükümet, bu politikalar sonucunda bir anda çökebilir.

“Kürt hareketinde radikal demokrasi projeleri , ilham verici bir şey olarak görünüyor”

Kemalist solcuların, hükümetin ve medyanın Kürdistan’da olup bitenler hakkında kendilerine yıllardır yalan söylediğini farketmesi bile bence Türkiye solunun dönüşümü için solun farklı unsurlarının bir araya gelmesi için bir fırsat sunuyor. Şöyle koyalım: Bu, dönüşümde yolun yarısı. Kürt hareketinde demokratik özerklik ya da radikal demokrasi projeleri, toplulukları temel alan demokratik mücadele, ilham verici bir şey olarak görünüyor. Orada bizzat bulunmuş değilim tabii ama politik ve teorik düzeyde, bu tür projelerin Gezi’nin olanaklı kıldığı türden demokrasi deneylerine tekâbül edebileceği görülmeli diye düşünüyorum.

Söyleşi:  Candan Yıldız

Kamera: Okan Altunkara

Flipboarda Ekle.